GEZİ REHBERİ

ALANYA

Antalya'ya bagli, ama kisa zamanda il olmaya aday bu büyük ilçe, Akdeniz'in en önemli turizm merkezidir.

Alanya'yi ikiye ayirmakta yarar var. Eski ve yeni Alanya olarak.

Eski Alanya, simdiki ilçeyi ikiye bölen yüksek yarimadanin tepesinde, yamaçlarinda ve eteginde kurulmus. Ve ne mutlu ki, büyük ölçüde bozulmadan kalmis. Sehri iki yandan kusbakisi gören kale, eski kentin en etkileyici bölümü. Tepedeki Iç Kale'ye kadar tirmanan 6.5 km uzunlugundaki sehir surlarina ilk tas Helenistik dönemde konmus. Ama asil Selçuklular yükseltmis, uzatmis ve yaklasik 110 kuleyle süslemisler.

Yeni Alanya ise yarimadanin dogu ve batisinda uzaniyor. Ulas burnu ve plaji ile baslayip, tarihi yarimadayla kesildikten sonra Gazipasa yönünde kilometrelerce devam eden kumsal Alanya'da yapilasmanin ana çizgisini olusturuyor. Özellikle son 10 yilda sayilari hizla çogalan otel, pansiyon ve konutlar kumsala paralel seyreden ana karayolu ve karayoluna baglanan sokak ve caddelerde yan yana dizilmisler. Eski muz bahçeleri yerlerini beton binalara terketmis.

Alanya'daki büyüme ve yapilasmanin tablosunu görmek için kaleye çikmak yetmez. Merkezden yaylalara (Türbelinas ve Gedevet yaylalari) çikan yola girip yükselmek gerekir.

TARIHI KENT MERKEZI

Alanya tarihi kent merkezi gezisine, limandan baslamakta yarar var. Eger yaz aylarinda iseniz, bu gezi için ya sabahin erken saatlerini, ya da sicagin etkisini kaybetmeye basladigi aksam üzerini ayirin.

Geziye limanin hemen yanibasindaki Kizil Kule'den baslayabilir, Tersane'yi, kalenin orta bölümünü ve tepedeki iç kaleyi dolasabilirsiniz. Gençler yürüyerek, yaslilar otomobille çikmali. Hangi guruba girdiginize kendiniz karar verin.

Kizil Kule

Alanya'nin en etkileyici yapisi ve neredeyse simgesi olmus Kizil Kule, 1226 yilinda Selçuklu Sultani Alaeddin Keykubat tarafindan yaptirilmis. Duvarlari tugladan yapildigi için bu ad verilmis. Kizil Kule'nin yüksekligi 33 metre. Sekizgen seklinde ve 5 katlidir.

Girisi ücretli olan Kulenin zemin kati Alanya Müzesi'nin bir bölümü olarak kullanilmakta ve etnografik eserler sergilenmektedir. Sergilenen eserler arasinda Osmanli dönemine ait giysiler ve yöre el sanatlari ile bunlarin üretildigi tezgahlari görebilirsiniz.

5 katli kuleye 87 merdivenle çikiliyor. Yükseldikçe mazgal deliklerinden çevreyi gözetleyebilirsiniz. Kulenin en üst kati açiktir. Asagiya baktiginizda yükseklikten ürperecek, yarimadayi çepeçevre saran surlarla aralarina serpistirilmis kuleleri, limani, bes gözlü tersanenin etkileyici görüntüsünü ve sehrin dogu bölümünü seyretme olanagi bulacaksiniz.

Tersane

Kizil Kule'den çiktiktan sonra surlara bitisik patika yolu izleyip karsiniza çikan merdivenden indiginizde yaklasik 200 metre sonra yine Sultan Keykubat tarafindan yaptirilmis tersaneye ulasacaksiniz. Tersane Kizil Kule'den 2 yil sonra yapilmistir ve Selçuklular döneminden kalan tek tersanedir. Her biri 7 metre genisliginde 43 metre derinliginde olan 5 gözü vardir ve gözler dogrudan denize açilmaktadir.

Tersaneye geldiginiz yöndeki kapisindan girip ilk göze çikacaksiniz. Devam etmek isterseniz diger gözleri de görüp arka kapidan çikabilirsiniz. Çikista göreceginiz iki katli kulenin tersaneyi korumak amaciyla yapildigi ve silah deposu olarak kullanildigi saniliyor.

Alanya Kalesi

Kizil Kule ve Tersane'nin ardindan sira Alanya Kalesi gezisine geliyor.

Kaleye iki yoldan çikmak mümkün. Biri çarsidan, Kuyularönü Camisinin hemen arkasindan, digeri de Damlatas Magarasi yönünden. Ikinci yol biraz dik ve virajli. Onu inerken kullanmak üzere çikista ilk yolu tercih etmekte yarar var.

Yürüyerek kaleye çikis yaklasik 45 dakika sürüyor. Eger yaz aylarindaysaniz, sabahin erken saatlerini ya da aksam üzerini tercih edin. Yürümek istemiyorsaniz, kaleye sik dolmus seferlerinin oldugunu hatirlatalim. Dolmus ya da taksilerle çikacaksaniz hiç degilse dönüste yürüyün ve kale gezintisinin tadina varmis olun. Soluklanmak için yol boyunca çok sayida cafe ya da lokanta bulundugunu hatirlatalim.

Kale yolunda görülmeye deger eserler, yolun yarisinda basliyor. Içiçe yapilmis iki kapidan geçerek çikilan burçlardan çevreyi seyredebilir, ayni seyi yolun keskin virajli bölümünde de yapabilir, ardindan 11. yüzyil Bizans kilisesi olan ve sonradan camiye çevrilen Arap Evliyasi'ni, Süleymaniye Camii'ni, hemen yaninda restore edilerek lokanta, bar, kafeterya ve otel olarak kullanilan Bedesten'i, Kale komutaninin oturdugu Ehmedek'i, Selçuklu ve Osmanli'lardan kalma küçük Alanya evlerini, Aksebe Sultan Mescidi ve Türbesi'ni görebilirsiniz.

Ehmedek'ten bir patikayla ya da geri dönüp asfalt yoldan yarimadanin en üst noktasina, Iç Kale'ye çikiliyor.

Iç Kale'ye giris ücretli. Giris kapisi genis avluya açiliyor. Solda, üstü kirmizi tuglayla kapatilmis büyük su sarnici var. Bu sarniç, kalenin degisik yerlerine dagilmis 400'e yakin sarnicin en büyügü ve halen kullaniliyor. Iç kalenin bugüne korunarak ulasan en önemli eserlerinden biri Bizans Kilisesi'dir. Kilise, Selçuklular döneminde Mescit olarak kullanilmis. Kilisenin arkasinda dik basamaklarla çikilan bölüm tam bir seyir terasi niteliginde. Birkaç dakika durup, üç yöne dogru sehrin büyüleyici güzelligini seyretmenizi öneririz. Özellikle de gün batiminda.

Iç kaledeki en son durak ise Adam Atacagi Kulesidir. Denizden 250 metre yükseklikteki kuleye çikip bir oyun oynayin. Bir tas alin elinize ve niyet tutun. Tas denize ulasirsa dileginiz kabul olacaktir.

Siz tasi denize ulastirabilir misiniz bilinmez ama, benzer bir oyunun Roma döneminde mahkumlara oynatildigi rivayet edilir. Ellerine üç tas verilen mahkumlar, bunlardan birini denize ulastirirlarsa kurtulur, basaramazlarsa kendileri manciniklarla denize firlatilirlarmis. Adam Atacagi ismi bu rivayetten geliyor.

Damlatas Magarasi

Kale gezisinin ardindan ikinci yolu izleyerek asagiya inildiginde Damlatas Magarasi'nin giris kapisinin önüne geliniyor. Magara, yarimadanin batisinda. Hemen önündeki Damlatas plaji adini bu magaradan almis.

Çok renkli sarkit ve dikitleriyle büyüleyici bir güzellige sahip olan magaranin 22-23 derecelik sabit bir isisi bulunuyor. Rutubet orani % 90-100 arasinda degisen, karbondioksit orani normalden çok yüksek ve radyoaktivite özelligi bulunan magara havasinin allerjik olmayan astimlilara ve romatizma hastaliklarina iyi geldigi söyleniyor.

Sarkit ve dikitlerle genis sütunlarin bulundugu bölüm 13-14 metre genislikte ve 15 metre yükseklikte.

Magara ayni zamanda tibbi amaçlarla da kullanildigi için ziyaret saatleri saglik ve turistik amaçli geziler için ayri ayri düzenlenmis. Saglik kürlerine katilacak olanlar belediyeye sembolik bir ücret ödüyorlar. Turistik amaçli girisler için de ücret ödemek gerekiyor.

Tekneyle Fosforlu, Asiklar ve Korsanlar Magaralari

Tarihi yarimadayi denizden dolasmak, Kizil Kule'yi, tersaneyi, Alanya Kalesi'ni denizden görmek için limandan baslayan tekne turlarina katilabilirsiniz. Bu gezi boyunca tekneniz üç magaraya ugrayacak Ilk durak Korsanlar Magarasi'dir. Korsanlarin bölgeye hakim olduklari dönemde bu magarayi gizlenmek ve vurgun mallarini kaleye tasimak için kullandiklari söyleniyor. Magaranin 10 metre genisliginde ve yaklasik 5 metre yüksekliginde bir giris kapisi var. Küçük tekneyle içeri girmek mümkün. Tepenizde rengarenk taslari ve suyun bittigi yerde baslayan dehlizi izleyebilir, kendinizi karanlik sularin ürpertici serinligine birakabilirsiniz.

Tekneniz yarimadanin uç noktasi olan Cilvarda burnundan Antalya yönüne dönecek. 250 metre yükseklikte kaleyi ve biraz ötenizde bir baska Bizans kilisesi, darphane ve surlari göreceksiniz. Kiliseyle çevresindeki yapilara yukaridan, kalenin orta bölümünden, çok zahmetli de olsa bir patikayla inilebiliyor.

Tekne turunun ikinci duragi Asiklar Magarasi. 72 metre uzunlugunda iki kapili ve iki kapisi da denize açilan magarada korsanlar kaçirdiklari kizlari ve vurgun mallari saklarlarmis. Magaranin giris yüksekligi tekneler için uygun degil.

Batiya dogru yola devam edildiginde bir süre sonra Asiklar magarasinin ikinci kapisi görülüyor. Ardindan da Fosforlu magaraya ulasiliyor. Tekneler bu magaraya da girebiliyor. Içeri girildiginde dipten yansiyan fosforlu görüntü nedeniyle magaraya bu ad verilmis. Atin kendinizi suya ve dipten yansiyan renkli isik hüzmeleriyle oynasin.

Tekne turu boyunca kalenin daha önce gezdiginiz degisik yerlerini, en belirgin olarak da Adam Atacagini göreceksiniz.

Turun son duragi Damlatas plaji. Altin sari renkli kumuyla çok ilgi gören plajda dilerseniz tekneden ayrilabilir, dilerseniz geri dönebilirsiniz.

Alanya Müzesi

Alanya her yönüyle zengin tarihi mirasi barindiran bir kent. Tarihi mirasa en iyi, Alanya Müzesi'nde tanik olabilirsiniz.

Müze üç bölümden olusuyor. Birinci bölümde arkeolojik eserler sergileniyor. Helenistik, Roma ve Bizans uygarliklarina ait eserler bu bölümde. Tarih öncesi dönemlere ait buluntular da var. Bu bölümdeki Herakles'in bronz heykeli çok etkileyici.

Ikinci bölümde etnografik eserler var. Agirligi Osmanli dönemine ait eserlerin sergilendigi salonda, el yazmasi Kuran ve hat sanati örnekleriyle eski bir Alanya evi de görülebilir.

Bahçede sergilenen eserler, müzenin üçüncü bölümünü olusturuyor. Lahitler ve arkeolojik kalintilar buradadir.

Eglence

Bütün gelismis turizm merkezleri gibi Alanya'da da çok canli bir gece ve eglence yasami var.

Otellerin yaninda kentte de diskolar, barlar, gece kulüpleri her türden müzik çaliyorlar. Canli müzik olanlar da var. Girmeden ne tür müzik yaptigini ögrenin de sonradan caniniz sikilmasin. Eglence çogu zaman sabaha kadar sürüyor.

Alanya'nin yerli gençleri de (tabii erkek olanlari) gecelerini buralarda degerlendiriyorlar. Gençlerin büyük çogunlugu su ya da bu yanindan turizmle ugrastiklari için az veya iyi bir yabanci dil biliyorlar. Bir kaç dil konusanlari da var. Daha çok Almanlar geldigi için yaygin dil de Almanca.

Ama son yillarda Ruslar da Almanlar kadar ilgi göstermeye basladi Alanya'ya. Esnaf ta buna uyum gösterdi. Tabelalara kril alfabesiyle yazilmis yazilar eklendi, konusulan yabanci diller arasina Rusça katildi.

Alanya yaz kis doluluk saglayacak bir iklime sahip ama kis turizmi istenildigi gelisemiyor. Yaz aylarinda renkli gece yasamina sahip Alanya, kis aylarinda issizliga gömülüyor. Dükkanlarin da çogu kapali kaliyor.

4-5 aylik bir turizm sezonu, ne otelleri, ne de esnafi memnun ediyor.

Çözümü bulacak olanlar ise, yine Alanyalilar.

TRiATLON, PLAJ VOLEYBOLU VE HENTBOL SEHRI ALANYA

Plaj Voleybolu, Hentbol ve Futbol

Alanya uluslararasi spor etkinlikleriyle de adini duyuruyor. Yaz basinda, Mayis'in son günlerinde Alanya'nin Kleopatra kumsali uluslararasi plaj voleybolu müsabakalarina ev sahipligi yapiyor. Alanya belediyesinin, Kleopatra plajina kurdugu 5000 kisilik portatif bir trübün, plaj voleybolu günlerinde yerli-yabanci izleyiciler tarafindan dolduruluyor. Tam bir senlik havasinda geçen ve yerli yabanci her kesimden büyük ilgi gören uluslararasi plaj voleybolu her yil daha fazla sayida katilimla tekrarlaniyor.

Triatlon

Alanya'da 9 yildir triatlon yarismalari organize ediliyor.

Alanya'nin iki triatlonu var. Birincisi ve asil önemlisi her Ekim ayinda yapiliyor. Ikincisi ise Mayis ayinda yapiliyor ve parkura rafting de ekleniyor ve bu nedenle Rafting Triatlonu olarak da adlandiriliyor. Katilan sporcular her yil 3 km rafting, 13 km dag bisikleti ve 5 km kosudan olusan bir parkurda yarisiyorlar.

Neden Triatlon?

Baslangiçta her sey Alanya'nin tanitimina katkida bulunacak bir "turistik bir sov" olarak planlanmisti.

Alanya triatlonu Türkiye'nin ilk triatlonu olarak Avrupa Triatlon Birligi'ne de üye oldu. Üstelik en yüksek ödülün kondugu yarismalardan biri olarak öne çikti.

Ama harcanan bu yogun emek ve paranin karsiligi da fazlasiyla aliniyor. Organizasyon Avrupa'daki gazete ve dergilerde sayfalar dolusu yer aliyor, bazi yabanci televizyonlar da hem kendi triatletlerinin derecelerinden söz ediyor hem de organizasyonu övüyorlar. Her sene tüm önemli spor dergileri Alanya'dan söz eder olmuslardi. Bunun reklam degeri harcananlarin kat kat üzerindeydi.

Ekim Alanya'nin en güzel aylarindan. Eger zaman ayarlayabilirseniz, Alanya'ya Ekim ayinda da gelin. Hem yazin yakici sicagini yasamayacak, hem otellerde rahat yer bulabilecek, denize girecek, sicakta göze alamadiginiz çevre gezilerine katilabileceksiniz. Ve daha önemlisi son derece coskulu bir yarismaya tanik olacaksiniz.

Bu yilin Programi:

26 Haziran-1 Temmuz: 6. Alanya Uluslararasi Sokak Hentbol Samp.

14-16 Temmuz: Plaj Futbolu

27-30 Temmuz: Plaj Voleybolu

15 Ekim: Uluslararasi 4. Dag bisikleti

18 Ekim: Uluslararasi Triatlon Yarismasi

Triatlon nedir?

Triatlon, yüzme, bisiklet ve kosu sporlarinin birbiri pesisira yapildigi sportif yarismaya deniyor. Ekim'deki böyle. Mayis'dakine ise rafting ekleniyor. Bu sporu yapanlara da triatlet. Olimpik parkur ölçüleri ise söyle:

Yüzme 1,5 km, Bisiklet 40 km, kosu 10 km.

Alanya triatlonu organizasyonunu Alanya Triatlon ve Tenis Kulübü üstleniyor. Organizasyon komitesinde Belediye Baskani, ALTID yöneticileri de görev aliyor. Yarismanin mali kaynagi sponsorluklarla karsilaniyor.

Alanya hem yabanci hem de yerli turistlerin en çok bildikleri tatil merkezlerinden. Neredeyse hersey turizme göre biçimlenmis. Denizin yaninda güzel Toroslar'in güzel yaylarini da göreceksiniz.

Eski Alanya bir yarimada ve onun ucundaki bir burunla Akdeniz'in mavisine karisiyor. Tepedeki düzlükte kale,bedesten ve yasanan evler var.

Yarimada üzerine kurulmus eski sehir. Yatin arkasinda Kizil Kule, solda eski tersane ve surlar görülüyor.

Allerjik olmayan astimlilara iyi gelen, nem orani % 100'e varan Damlatas Magarasi'na teknelerle küçük turlar da düzenleniyor. Magaraya turistik veya saglik amaciyla gidiliyor.

Alanya limanindan kalkan teknelern, tarihi yarimada çevresini kapsayan tur yapiyorlar.

Her türden müzik ve eglencinin sunuldugu çok sayida bar, disko gibi eglence yeri var. Alanya'nin gençleri, yerli ve yabanci turistler kaynasiveriyor.

Tarihte Alanya

Alanya'nin bilinen tarihi M.Ö. 4. yüzyil ortalarina kadar uzaniyor. Sehrin antik dönemde bilinen ilk adi Coracesium. Coracesium, Pamphylia ve Kilikia arasinda bagimsiz bir kent olarak kalmis. Suriye Krali 3. Antiochus tüm Kilikya'yi istila etmis ama Coracesium'a dokunamamis.

Biraz da bunun verdigi cesaretle Akdeniz'de korsanliga baslamis Coracesium'lular. Korsanlarin içinde en ünlüsü Tryphon'mus ve basta Roma imparatorlugu olmak üzere çevresine korku salmis. Roma kiyi kentlerine kadar sizip kiz kaçirmislar, fidye istemisler, çevrelerini haraca baglamislar. Korsan saldirilari sonucu deniz ticaretinin durmasiyla Roma kentlerinde baslayan kitlik bardagi tasiran son damla olmus ve M.Ö. 67'de büyük bir deniz seferiyle Romali komutan Pompeus tarafindan korsanlar tümüyle yokedilip kent Roma imparatorluguna baglanmis.

Alanya'nin Roma döneminde Antonius tarafindan Kleopatra'ya verildigi ve Misir donanmasina tekne yapminda Alanya çevresindeki çam ve sedir agaçlarinin kullanildigi ileri sürülüyor.

Alanya Bizans döneminde güzel dag anlamina gelen Kolonoros adini almis. Ama en parlak dönemini Selçuklular döneminde yasamis. Selçuklu hükümdari Alaattin Keykubat kente kendi adini vermis. (Ala sehir karsiligi Alaiye) 13. yüzyil baslarina kadar süren bu dönemde Alanya çok önemli bir ticari ve kültürel merkez olmus. Kaledeki bir çok yapi, Antalya yolu üzerindeki Sarapsa Han, Konya'yi kiyiya baglayan yolun son duragi olan Alara Han ve Alara Kalesi bilinen çok önemli Selçuklu eserlerindendir.